İSAY2 Galeri
 
İlahi Aşkın Sesi Beste Yarışmasının Finali Yapıldı
 
İlahi Aşkın Sesi Milletler Arası Beste Yarışmasının finali Elazığ'da gerçekleştirildi. Programda dereceye giren eser sahiplerine ödülleri verildi.

Hafız Abdullah Nazırlı Vakfı tarafından organize edilen ve Kültür ve Turizm Bakanlığı, Elazığ Valiliği ve çok sayıda kurumun katkıları ile gerçekleşen İlahi Aşkın Sesi Milletler Arası Beste Yarışmasının finali Fırat Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezinde yapıldı.

Programa Elazığ Valisi Murat Zorluoğlu, Elazığ Milletvekili Tahir Öztürk, Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kutbeddin Demirdağ, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunması ile başlayan programda daha sonra Kuranı Kerim okundu.

Programın açılış konuşmasını yapan Hafız Abdullah Nazırlı Vakfı Başkanı Vehbi Nazırlı, yarışmaya Elazığ’dan katılım olmadığını, daha sonra gerçekleştirmeyi planladıkları yeni yarışmalara Elazığ’dan da katılım beklediklerini söyledi.

Jüri adına bir değerlendirme yapan Hasan Öztürk ise jüri olarak titiz bir çalışma gerçekleştirdiklerini, amaçlarının Türk Tasavvuf Musikisine güzel eserler kazandırmak olduğunu söyledi.
 
Vali Zorluoğlu: Abdullah Nazırlı Hocamız Ömrünü Kur’an Hizmetine Adamıştır

Elazığ Valisi Murat Zorluoğlu ise şunları söyledi “İlimizin yetiştirdiği çok kıymetli âlim, din adamı ve gönül insanı Abdullah Nazırlı hocamızın şiirlerinden seçilen güfteleri en güzel şekilde besteleyen değerli bestekârlara ödüllerini takdim etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Sözlerime başlamadan evvel 80. vefat yıldönümünde İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve minnetle anıyorum.

İnsan, aşk yoluyla kendi varlığının kaynağı olan Allah’a ulaşır. Hemen bütün İslâm mutasavvıflarınca kabul edilen görüşe göre alem-i ervahta var olan insan, şu evrende bireyler olarak fiziken yaratılınca, ruhu ilahi kaynaktan uzak kaldı, ayrılık içine düştü, o mutlu hali özler oldu. İşte bu sebeple insan ruhunu bu âlemde yaratanı ile burada buluşturacak olan araç, sevginin son sınırı olan ilahi aşktır.

Anadolu’muzda bu aşk ve muhabbet yolunu meslek edinen arif insanlar bu coğrafyaya kendi kimliğini kazandırmaya hep gayret etmişlerdir. Bundan dolayıdır ki Anadolu’nun İslam’a ve insana bakışı bambaşka olmuştur. Ve yine bu yüzden Ahmet Yesevî, Yunus Emre, Mevlana gibi ariflerin aşka, insana ve varlığa dair sözleri insanlara asırlarca etki etmiştir. Çünkü onların hayatında dünyalık değil hak, saltanat değil tevazu, varlık değil yokluk yer etmiştir.

Onlarda topyekûn bir insan-ı kâmil hali vardır. Ve yine onlarda tek örneğimiz ve insanlık modelimiz Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’e benzeme arzusu ve gayesi vardır.

Hafız Abdullah Nazırlı Hocamız da bu irfan ekolünün şehrimizdeki temsilcisidir. Sadece Elâzığ’ımızın değil bölgemizin ilim ve irfan geleneğine çok büyük katkısı olan bir değerimizdir. Ömrünü Kuran eğitim ve öğretimine hasreden kıymetli hocamız bu konudaki duygularını şöyle ifade etmiştir;

Eşref-i ümmet olanlar hafız-ı Kur'an olur,
Hafız-ı Kur'an olanın hafızı, Kur'an olur,
Kim Kelamullah'ı ezber eylerse Allah için,
Hamisi Allah olur, o nail-ı ihsan olur.
Hem okur hem okutursa hak içün Kur'an-ı kim?
Lutf-i Hak'la bu cihanda Mazhar-ı Ğufran olur.
Sadrını her kim okutursa hak için Kur’an ile
Kalbine hikmet dolar, o aşk ile hayran olur...

Her ne kadar hafızlığı ile öne çıkmış olsa bile Arapça, Tefsir, Fıkıh gibi ilimlerin yanı sıra Kur’an’ın çeşitli vecihlerde okunmasına yönelik kıraat konusunda da bölgemizde mümtaz bir yeri vardır.

Hocamızın İslami ilimlerde olduğu gibi şiir ve edebiyata dair çalışmaları da takdire şayandır. Kendisinin ifadesiyle “Bana dünyada 4 şey sevdirildi. Bunlar; okumak, okutmak, anlatmak ve yazmaktır.”
Bir başka sözünde ise “Ben hayatta yemek içmek dâhil her ne iş yaptımsa usandım ve doydum. Fakat okumaktan, onu başkasıyla paylaşmaktan ve kaybolmasını önlemek için yazıya dökmekten hiçbir usanç ve bıkkınlık hissetmedim” demektedir.

İşte bu düşünce, büyük bir vazifenin altındaki sorumluluğun insan ruhuna kazandırdığı ilahi aşkın bir yansımasıdır. Hocamız bu ilahi aşk sebebiyledir ki bildiklerini ve okuyup öğrendiklerini kendinde saklamamış, onu mutlaka paylaşmış ve insanımıza ulaştırmaya gayret etmiştir.

Emeklilik onun için asla bir yavaşlama ve duraksama dönemi olmamış, aksine daha geniş kitlelere bu hizmetlerini ulaştırmaya gayret göstermiştir. Gerçekten hocamız âlim, ârif ve hizmete talip; halkın her kesiminde derin İslâmî tesir bırakan bir insandır. Binlerce talebede emeği olup onları sevgi ve muhabbetle yetiştiren mümtaz bir değerimizdir.

Savaşın, şiddetin ve kargaşanın hüküm sürdüğü coğrafyamızda hocamızın ve ehli irfan ekolünde yetişmiş ariflerin sesine, soluğuna her zamankinden daha çok muhtaç olduğumuz bir dönemde bulunmaktayız.
İşte bu vesile ile bu gece eserlerini hep beraber dinleyeceğimiz hocamızın mısralara yüklediği mesajları derinden düşünmeye ihtiyacımız vardır. Bu duygu ve düşünceler ile başta Hocamıza Yüce Mevla’dan sağlık ve afiyet dilerken gecemizin hayırlara, güzelliklere vesile olmasını temenni eder ve hepinize esenlikler dilerim”.

Program daha sonra dereceye giren eserlerin seslendirilmesi ve besteleri ödüle layık görülen bestekârların ödüllerinin verilmesi ile sona erdi. Yarışmada birincilik ödülüne layık görülen Hasan Esen ödülünü Vali Murat Zorluoğlu’nun elinden aldı.